Aşkın ömrünün üç yıl olduğuna dair söylentiler
ayyuka çıktıysa da, daha kısa veya daha uzun sürmesi sizin elinizde! Maymun
iştahlı bir tavırla daldan dala konmuyorsanız, ilişkinizin sağlıklı bir şekilde
devam etmesi için 5 küçük ipucumuzu okuyun.
Açık olun. Hissettiklerinizi söyleyin. Ona kızdığınızda, küçük bir jesti mutlu
ettiğinde... Hislerinizi paylaşmazsanız, zamanla aranızda bir mesafe
oluşacaktır.
Özgürlüğünüzden vazgeçmeyin. Ama onu da özgür bırakın. Aşk denizinde boğulsanız
bile, arada karaya çıkıp nefes almalısınız.
Bir anda aileden biri olmasına izin vermeyin. Anneniz onu çok sevebilir,
evinizde artık bir diş fırçası vardır ama daha fazlasına lüzum yok. Gard
robunuzu onun evine, onunkini de size taşıdıkça, içiçe geçen hayatınız, aşk
hayatınızı da boğacaktır.
İş
her şey demek değildir. İşinizi ona götürmeyin. Yorgunluğunuz, sterisiniz ne
raddede olursa olsun; o sizin stres topunuz ya da psikologunuz değil!
Küçük sürprizler... Ona yaptığınız sürprizler, bir e-kart yollamak ya da sevdiği
bir CD'yi satın almak gibi, ilişkinizdeki rutini engelleyecektir.
Ne ile ve nasıl mücadele etmemiz gerektiğini öğrenirsek belki her şey çok farklı
hale gelecek. O halde olmayan umudumuzu yoktan var edelim ve ilişkilerimizi
katletmek için pusuya yatmış bekleyen 5 düşmanı mercek altına alalım.
Birbirini çılgınca seven iki insanı sıfır noktasına getiren, çözümsüzlüğe ve
dolayısıyla ayrılığa sürükleyen bir sürü neden var. Belki de bu nedenleri
yeterince iyi tanımıyor ve onlarla nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz.
Ya olduğu gibi kabul edin ya da çekip gidin
Farklı ilgi alanları, geleceğe dair bambaşka beklentiler, hayaller ve birbirine
ters bakış açılan çoğunlukla ayrılığa sebep oluyor. Yani "Zıtlar birbirini
çeker," sözü tam bir palavra! Tabii ki, karakterleriniz aynı olmak zorunda
değil. Mesela siz daha neşeli ve dışa dönüksünüzdür, o ise daha sakin ve
çekingen, bu durum bir problem yaratmaz. Fakat hayata ve dünyaya bakışınız,
beklentileriniz, zevkleriniz ve planlarınız uyuşmuyorsa işiniz bayağı zor.
Beraberliğinizi sürdürmeyi gerçekten istiyorsanız ve bu şekilde de aşkta mutlu
sona ulaşabileceğinize inanıyorsanız, o zaman önce sevgilinizi değiştirme
fikrini unutun. Onu şu anki haliyle, hiçbir şekilde başka bir insan yapmaya
çalışmadan ve size ters gelen davranışlarından şikayet etmeden kabul
etmelisiniz, tabii o da sizi... Eğer ikiniz de bunu başarırsanız belki
ilişkinizi uyum içinde sürdürebilirsiniz.
Cinselliği rutine dönüştürmeyin
Tabii söner, körüklenmeyen her ateş gibi... Seksin seyrekleşmesi uzun ilişkiler
için oldukça normal ama bu seyrekliğin rutine dönüşmesi değil. Hele cinsel
ilişkiden zevk almamanın, yalnızlık ve katlanma duygusunun cinsel tatmin ve
birlikte bir bütün olma hissinin yerini alması arzu ateşini söndüren ve mutlu
aşkı mutsuz sona sürükleyen en önemli etkenlerden biri. Sorunun temeli belki de
şu; erkekler sekse ulaşmak için aşık oluyor, kadınlarsa aşka ulaşmak için seks
yapıyorlar. Ancak sonuçta iki taraf da mahremiyet ve yakınlığa ihtiyaç duyuyor.
Cinsel isteği körüklemek için bu ihtiyaçtan yola çıkılabilir: Birbirinize
yakınlık gösterin ama "iş" icabı sadece yatakta değil yatak dışında da...
Hissettiklerinizi, sıkıntılarınızı, özlemlerinizi paylaşın. Yatakta tek başınıza
fantezi kurmak yerine birlikte fanteziler geliştirin. Böylece cinsel yaşamınız
sıcaklığım "9,5 hafta"dan daha uzun süre koruyabilir. Ama sakın seksi "Kim daha
iyi sevişiyor?" gibi bir güç mücadelesi ve baskı aracı haline getirmeyin çünkü
henüz seks olimpiyatları düzenlenmiyor!
Bırakın sorumluluk alsın
Kızgınsınız, hem de çok... Sevdiğiniz erkek birlikte oturmaya başladığınızdan
beri nedense alışveriş, yemek pişirme, çamaşır yıkama, evi toplama gibi işleri
sizin yapacağınızı varsayıyor, üstelik sizin mesleğiniz de onunki kadar
zorken... Peki, ne oldu? Ne olacak, toplumsal rollere teslim oldunuz. Anne
babalarımız ve toplum aracılığıyla bilinçsizce aldığımız "doğru kadın" ve "doğru
erkek" rolleri, bir anlamda beynimize işler ve duygusal ilişkilerimizde ortaya
çıkar. Siz içgüdüsel bir biçimde üzerinize düşen her işi yaparsınız ama onlar
aslında ikinizin de üzerine düşen işlerdir. Ona evle ilgili çeşitli görevler
verin ve bu görevleri gerçekten üstlenmesini sağlayın. Markete uğramayı unutup
eve mi geldi? Sakın siz kalkıp markete gitmeyin, bırakın o gitsin. Mutfağı
temizlemekte başarısız mı? Bırakın temizlesin. Gerekirse siz sonra gidip bir
daha yaparsınız. Önemli olan onun da birtakım sorumlulukları olduğunu
hissetmesi. Yoksa yaptığınız her iyilik, bir süre sonra kaçınılmaz bir biçimde
göreviniz haline gelir ve bu da sizi ilişkinizden soğutmaya başlar.
Eski sevgilinin gölgesini yok edin
Bazen geçmişteki bir ilişkinin gölgesi bugünün mutlu aşkının üzerine düşebilir.
"Yeni sevgilim doğru insan mı? Yoksa benim için hala mücadele eden eskisine mi
dönmeliyim?" gibi kuşkular güzel giden bir ilişkiyi bir süre sonra zehirlemeye
başlar. Büyük bir ihtimalle yeni büyük aşkın diğer kahramanı bu kararsızlıktan,
bu gidip gelmeden sıkılır, hevesi kaçar ve ilişkiyi bitirir. Eğer eski
sevgilisiyle ilgili tereddütleri olan sizseniz tavsiyemiz; onu unutun! Çünkü
aynı suda iki kere yıkanılmaz. Kendinize ve yeni aşkınıza gerçek bir şans
tanıyın. Eskisiyle kıyaslamak gibi bir hataya düşmeyin, onun yerine yeni
sevgilinizin olumlu özelliklerini keşfedin, bu daha heyecan verici... Bu arada
eski erkek arkadaşınız askıntı olmaya devam ediyorsa onunla görüşmeyi tamamen
kesin. Demek ki, henüz arkadaş kalmaya hazır değil, üstelik bu durum yeni erkek
arkadaşınızı da fazlasıyla rahatsız edebilir.
Boş vermişlik ilişkiyi sıradanlığa sürüklüyor
Zaman her acının ilacı ama aynı zamanda da her aşkın birinci dereceden katil
zanlısı... Yeni bir ilişkiye başladığınız anda şunu bilin ki saatli bomba da
geri sayıma başladı. Cicim aylarının bitmesinden sonra gelen boş vermişlik, o
tuhaf "Nasıl olsa benimle!" duygusu, ilişkiye ve birbirine alışmanın getirdiği
umursamazlık ve özensizlik her ilişkiyi sıradanlığa sürüklüyor ve bu sıradanlık,
taraflardan biri "Beraberliğimizin bir anlamı kalmadı," diyene kadar sürüyor.
ilişkiyi bir bebek gibi düşünün. Bebeğinize birkaç yıl bakıp sonra "Nasıl olsa
kendi kendine büyüyor," deyip bir kenara mı atacaksınız? Aşkınıza sahip çıkın ve
her aşamasında ona emek vermeye hazır olun. Birbirinizle ilgilenin, birbirinizi
özleyin, konuşun, fikirlerinizi paylasın ve sorunları, büyüyüp çözümsüz hale
gelmeden oturup tartışın. Kısacası, ikiniz de gayret gösterin, yorulun,
terleyin.
Nasıl Bir Aşıksınız
bakın bakalım
Antrenör Geleceğinizin güvende olmasını mı
istiyorsunuz? Çevrenizdeki insanların sizinle aynı düzeyde olmasını mı
istiyorsunuz? Bu durumda siz ilişkinizi 'bir takım' olarak görüyorsunuz. Aşka
aslında çok da inanmıyorsunuz. Aşkı ve ilişkiyi çıkarların uyumu olarak
niteliyorsunuz. Sevgilinize sürekli taktikler veriyorsunuz. Gerektiğinde iş
değiştirmesi için baskı yapıyorsunuz. Ama onu biraz rahat bırakmalı ve siz de
rahatlamalısınız.
Sahiplenen Onu kıskanıyor musunuz? Sürekli sevgisini
kanıtlamasını mı istiyorsunuz? Sık sık onsuz bir hayatın nasıl olacağını
düşünüyor ve onun odak noktası olmak için çabalıyorsunuz. Sorunlar da bu noktada
başlıyor. Onun sizsiz bir şeyler yapması sorun oluyor. Onun adına yaşamaktan, iki
vücutta tek ruh olmaktan vazgeçmeniz gerekiyor.
Bağımlı Onu deli gibi seviyorsunuz. Bu sevgi adına
her şeyi yapmaya hazırsınız. Onun için yapamayacağınız fedakarlık yok. Peki bu
ilişkide siz neredesiniz? Biraz kendiniz için yaşamayı öğrenmelisiniz. Başkası
için yaşadığınız taktirde siz yok olursunuz..
Dost Kavgaları çocukça mı buluyorsunuz? Siz
sevgiliden çok, dost olmayı istiyorsunuz. Aşk her şeyden önce güven sizin için.
Değişiklik, uçarılık size göre değil. İlişkileriniz hep uzun soluklu.
Sevgilinizle her şeyi yapmayı, onunla tüm hayatı paylaşmayı istiyorsunuz. Ancak
dostça tavırlarınızın yanında bir sevgilinin şefkatini de ondan esirgemeyin..
Tutkulu
Onu çok çekici buluyorsunuz. Siz aşka aşık bir insansınız. Partnerinizin de öyle
olmasınu tercih ediyorsunuz. Onsuz bir dakika bile ıstırap içinde geçiyor.
Çevrenizdekiler sizden 'Romeo ve Juliet' diye söz ediyor. Ancak siz aşkta acı
olması gerektiğine inanıyorsunuz. Hep imkansız aşkların peşinde koşuyorsunuz.
Onun için şiirler yazıyorsunuz. Doğru insanı bulursanız bir sorun yok ancak,
kendinize acı çektirmekten vazgeçmelisiniz.