Cinsel dürtülerimiz, doğrudan veya dolaylı olarak,
birçok seçimimizde etkili olur.
Dürtülerimiz ve seçimlerimiz sonucunda ortaya çıkan cinsel
davranışlarımız, çok geniş bir yelpaze oluşturur.
Cinsel ilgi duyduğumuz birine hafif bir dokunuşun, bazen
aynı mekânda bulunmanın ya da telefonla konuşmanın bile, cinsel uyarı ve doyuma
yönelik yönleri vardır. Cinsel davranış yelpazemizin bir ucunda dokunma,
diğer ucunda sevişme ile sağlanan doyum olduğunu söyleyebiliriz.
Cinsel davranış yelpazemiz ne kadar geniş, ne kadar
zenginse, cinsellikten alabileceğimiz hazların da o kadar fazla ve değişik
olabileceğini düşünebiliriz.
Cinsel
ilişki, birbirlerine cinsel ilgi ve istek duyan iki insanın, birlikte
ürettikleri ve karşılıklı keyif aldıkları, her çeşit cinsel davranıştır.
Cinsel
davranışlar bedenin çeşitli bölümleri aracılığı ile gerçekleşir. Ama temelde
insanlar beyinleriyle sevişir diyebiliriz. Bedenimize dokunulmasından
aldığımız haz, doğduğumuz andan itibaren geçerlidir. Çocukluk ve ergenlik
dönemi boyunca bunların çeşitlerini öğrenirken, ne yazık ki toplumsal
baskılar nedeniyle, cinsel haz yaratan bazı dokunmaları engellemeyi
de öğreniriz. Bu sürecin sonunda, birçok erişkin erkek ve kadın, cinsel ilişkiyi
cinsel organların birleşmesinden ibaret algılamaya başlar.
Uzun süreli
ilişkilerde, çiftlerin sevişmesinde cinsel birleşme nitelikleri çok değişmezken,
ön sevişme süreleri ve davranış çeşitliliği genellikle azalır. Bu da cinsel
ilişkinin monotonlaşmasına, cinsellikten alınabilecek birçok hazzın yok olmasına
yol açar. Öte yandan, eşlerden birinde veya her ikisinde cinsel işlev bozukluğu
olan, cinsel sorunları nedeniyle cinsel birleşmenin kurulamadığı çiftlerde,
sevişme uzundur, cinsel davranışlar çeşitlidir, karşılıklı birçok cinsel haz
üretirler.
Ancak cinsel
ilişkilerinde, istedikleri halde cinsel birleşme olmadığı için, cinsel
doyumsuzlukları vardır. Burada hedefteki cinsel davranış, cinsel birleşme,
olanaksız olduğu için, diğer cinsel davranışların gelişebildiğini düşünebiliriz.
Oysa iki insan
arasındaki cinsel ilişki, sevişme haz yaratan cinsel
davranışlardan oluşan keyifli bir süreçtir.
Dokunma, öpme,
sürtünme, fanteziler, cinsel birleşme, cinsel yanıtlarımız, orgazm, hepsi bu
sürecin ayrı hazlar üreten parçalarıdır. Bunların bazılarını yeğleyip,
hedefleyerek doyum sağlayabiliriz. Ama ihmal ettiğimiz parçaların potansiyel
hazzını da kaçırıyor olabiliriz.
Böylece
sevişmeleri cinsel birleşme ve orgazma odaklanır, süreci değil, hedefi
önemserler. Oysa, dokunmak gibi birçok sevişme davranışı, süre sınırı olmayan
bir haz kaynağı iken, cinsel birleşme dakikalarla, orgazm ise saniyelerle
sınırlı bir haz üretebilir.
Cinselliği
cinsel birleşme ve orgazma indirgeyen bu anlayış, cinsellikten alınabilecek
birçok hazzın yaşanmasını da engeller. Birçok cinsel işlev bozukluğunun ve
cinsel doyumsuzlukların temelinde bu indirgeme anlayışı yatmaktadır.
Aslında, bu
yazının başlığını oluşturan,"ön sevişme" terimi, bu yanlış anlayışın bir
yansımasıdır.
Ön sevişme
ile cinsel birleşme öncesinde yapılan tüm cinsel davranışlar kastedilmekte ve
asıl sevişmenin cinsel birleşme olduğu mesajı verilerek, indirgeme anlayışı
pekiştirilmektedir. Ön sevişmeye, hep bir hazırlık dönemi, bir hedefe giden
yolda yapılması gereken zorunlu eylemler olarak bakılmaktadır.
Genç
çiftlerde, ön sevişmenin daha çok kadının cinsel birleşmeye hazırlanması için
gerekli olduğu inanışı yaygındır. Çünkü genç erkeklerin cinsel açıdan uyarılması
daha hızlıdır. Cinselliğe fazla ilgi duymayan, cinsel ilişkiye eşlerinin
isteğini reddetmemek için girişen birçok kadın, ön sevişmeyi kısaltır, sevişmeyi
cinsel birleşmeden ibaret hale getirir.