kibleye dogru yatmak günahmi
Uykunuzu size dinlenme vasıtası kıldık”1 buyuran Cenab-ı Hak, uykunun
da bir nimet olduğunu bildirmektedir. Uyku bir istirahat vasıtası, gün
boyu yorulan vücut makinasının dinlenmesine yardımcı olması, bir
sonraki güne daha zinde ve canlı bir şekilde başlanmasına vesile olduğu
için de nimet olmuştur.
Ancak bu nimeti yerli yerinde
kullanmak lâzımdır. Çünkü, uykuya ihtiyacımız kadar kullanmadığımız
zaman bizi pekçok dünya ve âhiret nimetlerinden mahrum edecek bir şekle
girebilmektedir. Bundan dolayı bir gaflet ânı olan uyku vaktini iyi
ayarlamak, ancak ihtiyacımız miktarınca istifâde etmek unutmamamız
gereken bir husustur.
Bir hadis-i şerifte uykuyu ölümün küçük
kardeşi olarak vasıflandıran Peygamber Efendimiz (a.s.m.), bundan
dolayı uyku ve ölümün Cennette bulunmadığına işâret buyurmaktadır.2 İşte
ölümün kardeşi olan uykuya dalmadan önce, o ânımızın ibâdet içinde
geçmesi için hazırlıklı bulunmakta büyük fayda vardır. Nasıl ki,
ölmeden önce mümkün oldukça duâ, ibâdet, zikir ve hizmetlerimizle ona
hazır olmaya çalışıyorsak, uykudan önce de aynı şekilde hazırlıklı
bulunmak gerekir.
Gözümüzü bu dünyada kapattığımız gibi ancak
kabirde açmak gibi çok kere aklımıza getiremediğimiz bir hakikat
mevcut. Zaten mü’min her vakit ve fırsatta dünyaya gönderiliş maksadını
düşünmek, yaratılış gayesini idrak etmek durumunda değil midir?
İşte
uyumadan önce neler yapılması gerektiğini, nasıl bir hazırlık içinde
bulunmak icap ettiğini Peygamberimizin tatbikî sünnetinden öğreniyoruz.
Peygamber
Efendimiz (a.s.m.) yatağa girmeden önce abdest alır, bazı duâlar okur,
cephesi kıbleye gelecek şekilde sağ avucunu sağ yanağına koyar,
tefekkür ve zikir içinde uykuya dalardı. Seher vakti de erken kalkar,
huzur ve huşû içinde Rabbinin dergâhına yönelirdi.
Peygamberimizin (a.s.m.) uyku ânı bizimki gibi değildi. Onun gözleri uyusa da, kalbi uyumaz, gaflet içinde bulunmazdı.
Kıble
cihetinin diğer yönlerden farklı olarak mukaddes bir mânâsı vardır.
Bütün Müslümanların hergün beş vakit namaz için durdukları bir yöndür.
Her mü’minin sâdece ibadet için yöneldiği kıbleye tâzim etmek, hürmet
göstermek gerekir.
Bundan dolayı gerek yatarken, gerekse
uyanıkken kıbleye karşı ayakları uzatmak mekruhtur, İslâm âdâbına uygun
düşmez. Bilhassa yatarken mümkün oldukça kıbleye karşı ayak uzatmamak
lâzımdır. Ancak yatağı başka türlü sermek mümkün olmuyor, ayak tarafı
mecburen kıble tarafına geliyorsa, bunda bir zaruret olduğundan bir
mahzur olmaz.
| |