İşin güç kısmı, adam olmak değil, adam kalmaktır.

 
Ana Sayfa Maç Sonuçları Oyun Video Eğlence Fıkralar Müzik Dinle Şarkı Sözleri Güzel Sözler

 Ana Sayfa
 Canlı Maç Sonuçları
 Oyun
 Video
 Eğlence
 Evet Hayır
 Program
 Fıkralar
 Şiirler
 Şarkı Sözleri
 Güzel Sözler
 Bilgi Yarışması
 Canlı Tv
 Resimler
 Rüya Tabiri
  Astroloji
 Döviz Bilgileri
 Hava Durumu
 Müzik Dinle
 Yemek Tarifleri
 Msn Messenger
 Kadın Sağlık Güzellik
 İngilizce Sözlük
 Dini / Harika
 İtiraf
 Favorilere Ekle
 İletişim










Grup Hepsi resimleri


Detonator


1234567891011121314
 

  güneydoğu hakkında genel bilgiler

 


güneydoğu hakkında genel bilgiler

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Genel özellikler:

Bu bölgemiz, Güneydoğu Toroslar'ın etekleri ile Suriye sının arasında yer alır. Kuzey kenarı, dağların uzanışını izleyerek âdeta bir yay çizer. Alanı ve nüfus sayısı bakımından coğrafî bölgelerimizin en küçüğüdür. Yurdumuzun ancak yüzde 8'e yakın bir kısmını kaplar.

Yerşekillerinin sadeliği ile dikkati çeken bir bölgedir. Burada en geniş yeri platolar kaplar. Bununla beraber, Güneydoğu Anadolu'nun batı ve doğu kısımları arasında bazı farklar vardır. Bölgenin batı yarısında kuzeydeki dağların  eteklerinden Suriye düzlüklerine doğru alçalan Gaziantep – Urfa platoları uzanır. Denizden 800 – 500 metre yükseklikte olan bu plato, Fırat ırmağı ve bu Irmağın kollan ile yarılmıştır. Bölgenin doğu yarısı biraz dara engebeli ve yerşekilleri bakımından daha çeşitlidir. Bu kısmın ortasında, geniş bir çanak şeklindeki Diyarbakır havzası yer alır. Kuzeydeki Hazar gölünden kaynağı alan Dicle ve Toroslardan inen birçok kollan (Ambar, Batman, Garzan ırmakları) bu havzaya yönelir. Diyarbakır havzası kuzeyden, Toroslar'ın eteklerindeki tepelikler, güneyden de Mardin eşiği adı altında tanınan bir yüksek alan çevirir. Batısında ise, Karacadağ yükselir. Güneydoğu Anadolu'nun en yüksek noktası olan Karacadağ genç, fakat sönmüş, bir volkandır. Bu dağdan çıkan lav akıntıları binlerce kilometre karelik bir alana yayılmıştır.

Bölgede ik1im, genel çizgileri ile Akdeniz ikliminin özelliklerini gösterir. Burada a kışlar en yağışlı, yazlar en kurak mevsimdir. Fakat Güneydoğu Anadolu deniz etkilerinden uzaktır. Bu sebeple burada Akdeniz ikliminin, sıcaklık bakımından çok karasal bir çeşidi ile karşılaşılır. Yurdumuzun en güney kısımlarında yer almasına rağmen, kışın sıcaklık oldukça düşüktür. Don ve kar yağışı olağandır. Bu, karasal karakterin birli sonucudur. Gene karasallık sebebiyle, Türkiye'de yazın sıcaklığın en faz-a la yükseldiği bölge Güneydoğu Anadolu'dur. Bütün Türkiye'de en yüksek sıcaklıklar da bu bölgede ölçülmüştür (Diyarbakır 46,2; Urfa 46,5).

 

Başlıca ürünler ve coğrafî dağılışları:

Tahıllar (buğday, arpa, mısır, pirinç) : Tahıl iki sebeple tarım hayatımızın en önemli ürünüdür: Halkımızın beslenmesinde baş yeri alır; ekili topraklarımızın (3/4'ü) ve kırsal bölgelerdeki işgücünün en büyük bö­lümünü toplar.

Buğday: Halkımızın en önemli besin maddesi ve ihraç malı olan buğday üzerinde durarak, son 47 yıllık süre içinde, tarımının gidisini iz­lemek; ekili alan, üretim ve verim durumlarını belirlemek yerinde olur :

 

1934-1938 ortalaması 3.4 milyon ton

1939-1945 ortalaması 3.5 milyon ton

1946-1950 ortalaması 3.6 milyon ton

1961 -1979 ortalaması 12.3 milyon ton                    

 

1) 1934'den 1950'ye kadar süren  onbeş yıl içinde Türkiye buğday üretiminin 3.5 milyon tonda âdeta  durağan kaldığını görüyoruz.

Aynı yıllarda buğday ekili topraklar da yine 4 milyon hektar dolaylarında durağan kalmıştır. Bu dönemde üretim hemen tamamen iklim koşullarına bağlı idi. Bu koşulların iyi veya kötü olmasıyla yıldan yıla değişiyordu. Örneğin 1948 yılı 4.8.1949 yılı ise 2.5 milyon tonla en yük­sek ve en düşük rekolte (elde edilen toplam ürün) yıllarıdır ve görüldüğü gibi arasında iki kat fark vardır. Oysa aynı dönemde Türkiye’nin nü­fusu 16 milyondan 21 milyona yükselmiş, 5 milyona yakın artmıştır. Böy­lece tohumluk dahil, kişi başına yılda düşen buğday miktarı 218 kg'dan 172 kg'a inmiştir.

2) 1950 -1963 arası, buğday tarımı bakımından dikkat çekicidir. Bu dönemde gerek ekili alanlar, gerekse üretim bir "sıçrama" göstermiş, eki­li alan iki kata yakın genişlerken, üretim de 5 milyon tondan 10 milyona ulaşmıştır.

Uzun süre ortalama 3.5 milyon tonda kalan buğday üretiminin böy­lece iki kata çıkması ülkemiz ekonomisi için kuşkusuz sevindirici bir olay­dır. Fakat bu artığın nedeni, tarım tekniğinde iyileştirmeği gerçekleşti­rerek verimin artırılmış olmasına bağlanamaz. Burada rol oynayan et­ken, çok sayıda traktör kullanmak ve tarla alanlarını mera, çayır hatta yer yer ormanlar zararına da olsa artmış olmaktır. Bu ise, yararları yanında sakıncaları da olan bir yoldur.

3) 1963'den günümüze kadar uzanan döneme gelince: Buğday üre­timi 1963'ü izleyen ilk yıllarda yeniden duraklamış, hatta bazı yıllar 1963 düzeyinin de altına inmiştir. Çünkü yeni tarım alanları açmaya dayanan yol artık ülke yararına ters düşmüştür. Fakat, şu gerçek de artık gün ışığına çıkmıştır : "Türkiye, giderek büyüyen buğday gereksinimini an­cak verimi artırmakta karşılayabilir". Bunun için de uygulanan tarım po­litikasını değiştirerek, yeni makineler kullanmak, sulamayı ve özellikle gübre tüketimini artırarak üretimi doğal koşulların etkisinden mümkün olduğu kadar kurtarmak gereği anlaşılmıştır. Bu yoldaki girişimler so­nunda, buğday üretimimiz, bu kez daha çok verimin artmasına bağlı olarak yeniden büyümeğe başlamıştır. Meselâ 1969'dan beri üretim hiç bir yıl 10 milyon tonun altına düşmediği gibi, son yıllarda 14 -17.5 mil­yon tona kadar ulaşmıştır. Çünkü eskiden hektar başına 10-12 kental olan verim yükselmiş ve bazı yıllar 18 kentale kadar çıkmıştır.

Türkiye’de buğday üretiminin dağılış (ortalama üretime göre)

 

Haritada buğday tarımının coğrafî dağılışını görüyoruz. Anadolu ve Trakya'nın iç kesimlerini kaplayan bozkırlar Türkiye'nin en önemli tahıl üretimi alanlarıdır. Buna karşılık kıyılar, özellikle çok yağışlı ve yazın oldukça serin olan Karadeniz kıyıları, dağlık alanlarla, arpa, çavdar gibi tahıllara daha elverişli olan Doğu Anadolu'nun yüksek ovalan buğdayın az yetiştiği yörelerdir. Zaten Türkiye üretiminin ortalama % 40'ını îç Anadolu bölgesi (başta Konya ili olmak üzere) karşılamaktadır.

Arpa, mısır ve pirinç: Arpa. tahıllar arasında ekim alanının genişliği ve üretimi bakımından ikinci sırayı alır. Coğrafî dağılışı hemen tamamen buğday gibidir; İç Anadolu bölgesi yine başta gelir ve Türkiye üretiminin  ortalama üçte birini sağlar.

Arpa, bira endüstrisinin bir sayılı hammaddesidir. Ortalama 3.5-5.3 milyon ton yıllık üretimle Türkiye başlıca üretici ülkeler arasında yer alır.

Türkiye’de mısır üretiminin dağılışı (ortalama üretime göre)

 

Mısır tarımının coğrafî dağılışı öteki tahıllara uymaz. Bir yaz bitki­sidir; kıştan sonra ekilir, yaz sonlarında hasat edilir. Bu sebeple ilkbahar ve özellikle yaz mevsiminin yağışlı olması veya Aşağı Sakarya havzasında olduğu gibi, toprağın nemli, yeraltı su örtüsünün yüzeye yakın bu­lunması gerekir. Haritada görüldüğü gibi, daha çok kıyı bölgelerimizde, özellikle Karadeniz kıyılarında yetiştirilir. Bu kıyılarda öteden beri buğ­dayın yerini alan bir besin olarak tüketilir.

Mısır üretimimiz son yıllarda l milyon tonu aşmışsa da, dünya ül­keleri arasındaki yerimiz önemsizdir (A.B. Devletleri 140 -180, Arjan­tin 10, Brezilya 15, hattâ Romanya ve Yugoslavya 8'er milyon ton).

Pirinç: Aslında Muson Asyası ülkelerinin ürünü olan pirinç, bazı Akdeniz ve Orta Doğu ülkeleriyle birlikte memleketimizde de yetiştin lir. Tanırımın coğrafî dağılışı hiç bir toprak ürününe benzemez. Eğer pi­rinç yetiştirilen yerler büyük ölçekli bir haritada işaret edilirse, bazı akarsularımızın vadileri boyunca uzanan dar şeritler meydana getirdiği görülecektir. Çünkü pirinç akarsu vadilerinden uzaklaşamaz; yetişme dönemi­nin bir bölümünü "çeltiklik" denilen, özel surette hazırlanmış ve su ile Ceylanpınar 47,6 derece). Yaz aylarının ortalama sıcaklığı bile 35 - 40 derece arasındadır. Bu yüzden buharlaşma çok fazladır. Oysa bu sırada hemen hiç yağış düşmez. Bu durumda, uzun yaz mevsimi boyunca bütün bölgede çok şiddetli bir kuraklık hüküm sürer. Zaten yıllık yağış tutar­ları da pek fazla değildir. Bölgeye ortalama 500 milimetre dolayında ya­ğış düşer. Bu miktar, İç Anadolu'dan biraz daha fazladır. Fakat, sıcaklık yüksek olduğu için Güneydoğu Anadolu Türkiye'nin başlıca yarıkurak alanlarından biridir. Bazı yıllarda yağışlar, ortalamanın da çok altına iner. Bu gibi yıllarda bölge âdeta yarı çöle dönüşür. Yapılan incelemele­re göre, ortalama 10 yılda bir bölge böyle şiddetli bir kuraklığın etkisi altına girer.

Bitki örtüsü bakımından Güneydoğu Anadolu, yurdumuzun en  fakir bölgelerinden biridir. Ormanla kaplı alanların oranı %3 kadardır. Bölgenin ancak biraz daha fazla yağış alan bazı yüksek kısımlarında (Torosların eteklerinde ve Mardin eşiğinde), genellikle meşelerden oluşan sey­rek ormanlara rastlanır.  Bunun  dışındaki yerler steplerle kaplı, hatta bazı yerlerde çölümsü step görülmektedir. Özellikle Urfa dolaylarındaki platolar bölgenin en çıplak, orman bakımından en fakir kısımlarıdır. Buralarda orman alanları, arazinin yüzde birini bile bulmaz. Güneydoğu Anadolu'nun orman bakımından bu fakirliği, yarıkurak iklimi île,  kuşkusuz, ilgilidir. Fakat bunda, ormanların binlerce yıldan beri çeşitli sebeplerle tahrip edilmiş olması da önemli bir rol oynamıştır. Ormanların çok daralması, zaten yarıkurak olan bu iklim alanında yazın kendini gös­teren su kıtlığını daha da şiddetlendirmiştir.

Bölgeden Fırat, Dicle ve bunların kolları geçer. Fırat ve Dicle yur­dumuzun en çok su geçiren büyük akarsularıdır. İlkbaharda yağmurlar ve eriyen karlarla beslenerek kabarırlar. Fakat, şiddetli buharlaşma ile çok su kaybettikleri ve karla beslenmeleri azaldığı için yaz sonunda sevi­yeleri çok alçalır. Dicle'yi, Güneydoğu Toroslar'dan inen birçok ırmak besler. Bunlardan bazıları Dicle'den de çok su geçirir. Şiddetli bir yaz kuraklığının etkisinde olan bu bölgede bütün bu ırmaklar, tarım, yer­leşme gibi bakımlardan çok büyük bir önem taşırlar. Bunlardan içme su­yu ve sulama için yararlanılır. Fakat çoğu yerde bu ırmaklar platolar içine gömülmüş, derin vadiler içinde akarlar. Bu sebeple bunlardan, ka­nallar açarak sulama bakımından kolayca faydalanmak ve böylece ku­rak iklimin olumsuz etkilerini gidermek imkânı yoktur. Çünkü, vadi tabanlarındaki sınırlı ekim alanları, özellikle bostanlar ve sebze bahçeleri dışında, başlıca tarım alanları platoların yüzeyinde, akarsu yatağından daha yüksektedir. Bu yüzden, bölgedeki su sorununun çözümlenmesi an­cak büyük para ve emek sarfederek kurulacak tesislerin yapımına bağ­lıdır.

Güneydoğu Anadolu, nüfusu en az olan bölgemizdir. Türkiye nüfu­sunun ancak yüzde 6 kadarı burada yaşar. Fakat yüzölçümü küçük ol­duğundan nüfus yoğunluğu, Doğu Anadolu'dakinden daha yüksek, hemen hemen İç Anadolu'daki kadardır (kilometre kareye  ortalama 30 kişi do­layında). Nüfus dağılışı, her şeyden önce iklim şartlarına, su teminindeki kolaylığa ve bunlara bağlı olan tarım imkânlarına bağlıdır. Bu sebeplerle nüfus, bölgenin daha nemli olan batı kısmı ile, Mardin eşiği ve Toros eteklerinde kümelenmiştir. Buralarda yoğunluk Türkiye ortalamasına yaklaşır, hatta bazı yörelerde geçer. Buna karşılık, Fırat ve Dicle arasın­daki kurak stepler Türkiye'nin en tenha alanlarındadır.

Beşerî coğrafya bakımından, bölgenin başlıca özelliklerinden biri der çok eski bir yerleşme ve uygarlık alanı olmasıdır. Güneydoğu Anadolu tarihteki ünlü "Verimli Hilâl" in orta kısmını meydana getirir. Amanos, Güneydoğu Toros ve Zagros dağlarının çizdikleri yayın önünde, Akdeniz kıyılarından İran körfezine doğru âdeta bir hilâl gelelinde uzandığı için bu isimle anılan bu alanın, uygarlık evriminde çok büyük rolü vardır.

'Zamanımızdan 8-9 bin yıl kadar önce, insanların bazı yabanî bitkileri ve hayvanları ilk defa olarak evcilleştirdikleri, avcılık ve toplayıcılıktan tarım ekonomisi basamağına yükseldikleri bölge burasıdır. Bu, uygarlık evriminde gök önemli bir aşamadır. Evcilleştirilmiş tahıllardan ve hayvanlardan bazıları bu bölgede hâlâ daha yabanî olarak da görülür. Daha sonraki çağlarda da bu bölge birçok uygarlıklara sahne olmuş, kültür ve tarım tekniği ile ilgili birçok bilgiler buradan öteki bölgelere yayılmıştır.

Ekonomik bakımdan Güneydoğu Anadolu, her şeyden önce, tarım ve hayvancılık gelirlerinin yüksek olduğu bir bölgemiz olarak göze çarpar. Ekili - dikili topraklarının oranı Türkiye ortalamasının üstündedir. Bu oran, kuzey komşusu Doğu Anadolu'dakinden iki kat daha fazladır. Bu ilhakımdan Akdeniz bölgemizi de geçer. Fakat tarıma ayrılan topraklar, bölge içinde batıdan doğuya gidildikçe genel olarak azalır. Yarıkurak iklimine ve zaman zaman bölgeyi etkileyen şiddetli kuraklıklara rağmen, ekili - dikili toprakların bu kadar yüksek bir orana erişmesi ilk bakışta yadırganabilir. Fakat bu durum, bölgenin yerşekilleriyle ilgili bir sonuçtur. Gerçekten de Güneydoğu Anadolu'da tarım yapılabilecek düzlükler çok yaygındır. Toprakları da genellikle verimlidir sulandığı takdirde çok yüksek verim sağlar. Bununla beraber, yarıkurak iklim yüzünden, nadasa ayrılan toprakların oranı da çoktur. Bu bakımdan bölge, başka bir yarı-kurak bölgemiz olan İç Anadolu'ya benzer. Sıcaklık şartları elverişli olduğu için, toprak ürünleri çok çeşitlidir. Bununla beraber en çok, buğday, arpa, darı ve pirinç gibi tahıllarla, bazı baklagiller (özellikle mercimek) ve ayrıca batı kısmında büyük ölçüde bazı meyveler yetiştirilir.

Güneydoğu Anadolu'da hayvancılık, en az tarım kadar önemlidir, hatta bazı yörelerinde önemi, tarla iğlerinden de fazladır. En çok koyun Eve keçi gibi yarıkurak şartlara daha kolay uyan küçükbaş hayvan beslenir. Hayvancılıkla geçinen bir kısım halk göçebedir. Bunlar yazın yüksek yerlere, Karacadağa ve Toroslara sürüleri ile çıkarlar. Kışı da, bölgenin daha sıcak olan düzlüklerinde, havzalarında geçirirler. Canlı hayvan satışı ile, yapağı, tiftik, kıl, deri ve yağ gibi hayvan ürünleri bölgenin önemli gelirleri arasındadır. Nüfus sayısı az olduğundan, Güneydoğu Anadolu tarım ye hayvan ürünlerinin fazlasını öteki bölgelerimize yollar.

Bölgenin en büyük yeraltı zenginliği, doğu yarısında, Diyarbakır ve Siirt çevresindeki petrol yataklarıdır. Türkiye'de üretilen petrolün hemen tamamı buradan çıkarılır. Adıyaman çevresinde de az miktarda petrol elde edilir. Krom, manganez, demir, asfaltit ve fosfat yatakları, bölgenin çeşitli yerlerinde rastlanan, fakat henüz değerlendirilemeyen diğer yeraltı kaynaklarıdır.

 

Bölgenin Türkiye Ekonomisindeki Yeri : 

Güneydoğu  Anadolu'nun  tarım olanakları  büyüktür.  Hava şartları  bakımından elverişli geçen yıllarda büyük miktarda ürün alınır. Türki­ye tahıl üretiminin ortalama yüzde 7 kadarını, mercimek üretiminin yarıdan çoğunu bu küçük bölge sağlar. Hayvan sayısı ve hayvansal ürünleri de fazladır. Oysa nüfus azdır. Bu nedenle Güneydoğu Anadolu, bazı toprak ve hayvan ürünlerinin ihtiyaçtan fazla üretildiği bir bolluk bölgesi olarak ekonomimize katkıda bulunur. Bununla beraber bu katkı, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin katkıları kadar büyük değildir. Fakat sulama olanakları sağlandığı, mevcut sulama tesisleri genişletildiği,   tarım çalışmalarında gerekli düzenlemeler  yapıldığı takdirde, bölgenin tarım ürünleri bakımından Türkiye ekonomisinde bugünkünden çok daha önemli bir yer alacağı kuşkusuzdur. Bu amaçla Fırat ve kolları üzerin­de çok büyük barajlar yapımına girişilmiştir. Bunlar işletmeye açılarak büyük ölçüde elektrik üretildiği ve geniş alanlarda sulu tarım yapıldığı zaman,   Güneydoğu   Anadolu'nun  görünümü   temelinden  değişecektir.

Bugün için Güneydoğu Anadolu, her şeyden önce, petrol yataklarıyla yurt ekonomisinde özel bir yer işgal eder. Türkiye'de her yıl üretilen 3 milyon ton dolayındaki petrolün tamamı buradan elde edilir. Petrol tüke­timimiz yılda 15 milyon tonu aştığına göre, demek ki bu çok önemli ve pahalı maddeye olan ihtiyacımızın 1/4 kadarını Güneydoğu Anadolu : karşılar. Türkiye'nin petrol rezervinin ne kadar olduğu henüz tam olarak bilinmiyor. Bununla beraber, bu rezervin en büyük kısmı da, büyük bir olasılıkla, gene Güneydoğu Anadolu'dadır.

Bu bölgemizin petrol ekonomisi bakımından önemi, Irak petrol üre­tim alanlarını (Kerkük yatakları) Güneydoğu Anadolu üzerinden Akde­niz kıyılarına (Yumurtalık limanı) bağlayan petrol borusunun (pipe-line) işletmeye açılması ile daha da artmıştır. Uzunluğu 900 kilometre kadar olan bu boru hattı yılda 25 milyon ton kadar Irak petrolünü Akdeniz kı­yısına taşıyabilir. Bu sayede Türkiye, petrolün topraklarımızdan geçiş hakkı olarak, gelir elde ettiği gibi, Irak'tan satın aldığı petrolü de en ucuz şekilde yurda ithal eder.


    güneydoğu hakkında genel bilgiler Konusu 13184 kere okundu.
Bu sayfayının linki aşşağıdadır :
 
 
 

Bayhan - gülüm benim

Candan erçetin - söz vermiştin

Dj akman - seni özlüyorum

Seda sayan - aheste

Ceza - it dalaşı

ismail yk - canın çıksın

Özcan deniz - yaralı

Abdurrahman Önül - Ya Resulallah

ismail yk- git hadi git

Cengiz kurtoğlu - senin eserin

Çılgın kadir - Kadehlere merhaba

Gökhan güney - sevecekse insan c

Tosun paşa film müziği

Zara - harman yayı sürseler

ibrahim tatlıses -bir yıldız kay

Davut Güloğlu - çat çat kapıyı

Dj akman - ağla gözüm

Ebru yaşar - geleceğim yanına

Güllü - nereden sevdim o zalimi

Gökhan Birben - Oy Puşilim

 Bakılması Gerekenler    Msn Messenger  Son Eklenen Yazılar
  Şahin - biriciğim
Şebnem ferah - deli kızım uyan
Oğuz yılmaz - gel deme
Ferdi Tayfur - Bu şehrin gecele
Bayhan - ah istanbul
Haluk levent - dağlarmı yollarmı
Şebnem ferah - çakıl taşları
Soner arıca - kapıyı çalan benim
Yıldız tilbe - ben olaydım
Barış Akarsu - Otomobil uçar gid
Rafet el roman - bugün anladım
Ogan Aydın - Gittin Sanma
Sezen Aksu - ah istanbul
Orhan gencebay - hatasız kul olm
Soner arıca - devlerin aşkı
intizar - olmuyor
Bengü - sensiz kaldım
Seda sayan - ağ geceler
seda sayan - bir gün gelicek
ibrahim tatlıses - dönmem asla
 

Fenerbahçe avatarları
Komik msn avatarları
Harika msn ifadeleri
Msn Son Sürümü
Araba avatarları
Yıl başı nickleri 2008
windowslive veya live mail alma
Messenger Plus Live son sürümü
Karışık ifadeler
Trabzonspor avatarları
Atatürk ün söylediği sözler
Msn Nickleri nasıl yüklerim
Msn iptal etme
Hotmail adresi almak
özür nickleri
aşk nick aşk nickleri
Yalnızlık resimleri
Msn görüntü kaydı
Karışık güzel ifadeler
Çoklu oturum açma 8.1

  Yıl başı nickleri 2008
windowslive veya live mail alma
Trabzonspor avatarları
Beşiktaş avatarları
Msn spaces iptal etme
Msn spaces nasıl açarım
Hotmail adresi almak
Msn Nickleri nasıl yüklerim
Çeşitli msn ifadeleri
Karışık güzel ifadeler
ehh işte idare eder
Harika msn ifadeleri
Karışık ifadeler
By ifadeleri
Türkiye avatarları
Hepsi 1 avatar
Bebek avatarları
Yalnızlık resimleri
Rock metal avatarlar
Kalp msn avatarları
 
 
Ana Sayfa   /   Oyun   /   Video   / Eğlence   /   Program   /   Fıkralar   /   Şiirler   /   Şarkı Sözleri/   Hakkında

12345678910111213 1234567891010123456789101112131415161718192021222324252627282930313233  1012112123 1231234567

Copyright © 2007 Tüm Hakları Saklıdır