Kimin söyledigi degil, ne söylendigi önemlidir. (MUNI)

 
Ana Sayfa Forum Oyun Video Eğlence Fıkralar Müzik Dinle Şarkı Sözleri Güzel Sözler

 Ana Sayfa
 Forum
 Oyun
 Video
 Eğlence
 Evet Hayır
 Program
 Fıkralar
 Şiirler
 Şarkı Sözleri
 Güzel Sözler
 Bilgi Yarışması
 Canlı Tv
 Resimler
 Rüya Tabiri
  Astroloji
 Döviz Bilgileri
 Hava Durumu
 Müzik Dinle
 Yemek Tarifleri
 Msn Messenger
 Kadın Sağlık Güzellik
 İngilizce Sözlük
 Dini / Harika
 İtiraf
 Favorilere Ekle
 İletişim










En güzel kız


Cliffdiver


1234567891011121314
 

  fil vakası

 


fil vakası

Hidâyet Güneşinin doğmasına az bir zaman kalmıştı. Kâbe'ye her taraftan insanlar akın akın gelip hac mevsiminde ziyâret ediyorlardı. Kâbenin bu kadar çok ziyaretçi toplamasını birtakım kimseler hazmedemiyor ve rahatsızlık duyuyorlardı. Bunlardan biri de, Habeş Melikinin Yemen valisi Ebrehe Eşrem idi.
  Ebrehe, Kâbe'ye olan insan akınını önlemek için, Bizans İmparatorunun da yardımıyla önce San'a şehrinde Kulleys adında bir kilise yaptırdı. İçini büyük masraflar sonucu altın ve gümüşle süsledi. Dışını çeşitli yerlerden getirttiği son derece kıymetli taşlarla donattı. Öyle ki, o anda yaptırdığı kilisenin bir benzeri başka bir yerde yoktu.
  Bu süs ve tezyînat ile, Ebrehe, güyâ halkı buraya celbedecekti. Dolayısıyla Kâbe'ye karşı gösterilen muazzam teveccühü aklınca kırmış olacaktı. Ebrehe, kilisenin inşası bittikten sonra, Habeş hükümdarına takdirini kazanmak niyetiyle de şu mektubu yazdı:
  "Hükümdarım, senin için öyle bir mabed yaptırdım ki, şimdiye kadar ne bir Arap, ne de bir Acem onun gibisini yapmış değildir. Arapların haccını buraya çevirmedikçe de asla durmayacağım. 18
  Fakat Ebrehe'nin bütün bu masraf ve gayretleri boşa çıktı. Yaptırdığı kilisenin müstesna tezyinatını ve muhteşem yapısını görmek için birçok kimse etraftan geldi. Ama sadece süsünü, püsünü görmek için. Kâbe'ye olan akını, yine eskisi gibi, eksilmek şöyle dursun, artarak devam ediyordu.
  Kulleys'in Kirletilmesi ve Ebrehe'nin Kararı
  Ebrehe'nin, Kâbe'ye olan teveccühü kırmak niyetiyle muhteşem bir kilise yaptırdığı Araplarca da duyulmuştu. Bu arada Kinane kabilesinden Nevfel adında biri, bu kiliseyi kirletmeyi aklına koydu. Bir gece yarısı giderek Kulleys'in içini, dışını pisliğiyle kirletti. Sonra da kaçıp memleketine döndü. Bu hâdise, insanların Kâbe'ye teveccühünün devam etmesinden fazlasıyla öfkelenmiş bulunan Ebrehe'yi bütün bütün çileden çıkardı. Hâdiseyi Araplardan birinin yaptığını da öğrenince,
  "Araplar bunu Kâbe'lerinden yüz çevirttiğim için yapıyorlar. Ben de onların Kâbe'sinde taş üstünde taş bırakmayacağım" diye yemin etti. 19
  Sonra da Kâbe'yi yıkmak gayesiyle Mekke üzerine yürümeye hazırlandı. Habeş Necaşîsinden "Mahmud" adındaki meşhur fili istedi. Necaşî, o sırada dünyada büyüklük ve kuvvetçe eşsiz olan "Mahmut" isimli fili, Ebrehe'ye göndererek arzusunu yerine getirdi. 20
  Ebrehe ordusunu hazırladı. Mekke'ye doğru yola çıktı. Mahmud adlı fil ile ordunun önünde Mekke'ye doğru ilerliyordu.
  Ebrehe, ordusuyla, Mekke'ye yakın Muğammis denilen mevkie gelince, bir süvari birliğini öncü olarak gönderdi. Süvari birliği Mekke civarına kadar sokularak, Resûl-i Ekrem Efendimizin dedesi Abdülmuttalib'in iki yüz devesi de dahil, Kureyş ve Tihâmelilerin sürülerini gasbetti. 21 Bu sırada, Abdülmuttalib, Kureyş kabilesinin reisi idi.
  Ebrehe ve Abdülmuttalib
  Ebrehe, bir elçi ile Kureyşlilere şu haberi gönderdi:
  "Ben sizinle harbetmek için değil, şu mâbedi yıkmak için geldim. Eğer bana karşı koymazsanız, kanınızı akıtmaktan vazgeçerim. Şâyet, Kureyş kabilesinin reisi benimle harb etmek istemiyorsa, yanıma kadar gelsin." 22
  Kureyş Reisi Abdülmuttalib'in elçiye cevabı şu oldu:
  "Allah adına yemin ederiz ki, biz kendisi ile harb etmek istemiyoruz. Zaten buna gücümüz de yetmez. Yalnız, bu mâbed Allah'ın evidir. Onu yıkılmaktan ancak Allah koruyabilir. O kendi mukaddes beytini muhafaza etmezse, bizde Ebrehe'yi bu hareketinden vaz geçirecek güç ve kuvvet yoktur." 23
  Karşılıklı bu konuşmadan sonra Abdülmuttalib, elçi ile birlikte Ebrehe'nin yanına vardı. Abdülmuttalib heybetli bir görünüşe sahipti. Onu bu haliyle gören Ebrehe, içinden kendisine karşı gayr-i ihtiyarî bir hürmet hissi duydu. Ona, şerefli bir misafir muamelesinde bulunduktan sonra, arzusunun ne olduğunu sordu.
  Abdülmuttalib isteğini belirtti:
  "Askerlerin, iki yüz devemi almıştır. Arzum, develerimin iadesidir."
  Ebrehe, bundan pek hoşlanmadı ve alaylı bir tavırla,
  "Seni görünce büyük bir adam zannetmiştim. Konuşmaya başlayınca pek de öyle olmadığını anladım. Ben senin ve atalarının tapınağı olan Kâbe'yi yıkmaya gelmişken, sen ondan söz etmiyorsun da, aldığım iki yüz deveden bahsediyorsun" diye konuştu.
  Abdülmuttalib, Ebrehe'nin alaylı tavrına aldırmadan,
"Ben develerimin sahibiyim. Kâbe'nin de bir sahibi ve koruyucu vardır. Elbette onu koruyacaktır" diye karşılık verdi.
Bu sözler Ebrehe'yi hiddete getirdi ve şöyle konuştu:
  "Onu bana karşı kimse koruyamaz!"
  Abdülmuttalib yine sözün altında kalmadı ve,
  "Orası beni ilgilendirmez. İşte sen ve işte O!" 24 dedi.
  Karşılıklı bu konuşmalardan sonra, Ebrehe, Abdülmuttalib'in gasbedilen develerini geri verdi. Abdülmuttalib ordugâhı terk ederek Mekke'ye geldi ve olup bitenleri Kureyşlilere anlattı. Ayrıca iki yüz deveyi de Allah için kurban etmek üzere işâretleyerek serbest bıraktı.
  Mekke Boşaltılıyor
  Abdülmuttalib, ayrıca Ebrehe ordusunun şerrinden ve zulmünden korunmak için Mekke'yi boşaltmalarını halka tavsiye etti. Kendisi de birkaç kişiyle birlikte Kâbe'nin yanına vardı ve kapının halkasına yapışarak,
"Allah'ım! Bir kul dahi evini, barkını korur. Sen de kendi evini koru. Tâ ki, yarın onların salipleri ve kuvvetleri senin kuvvetine galebe çalmasın" 25 diye dua etti.
  Mekke boşaltıldı. Halk, dağ başlarına ve kuytu yerlere sığınarak, Ebrehe ordusunun yapacaklarını beklemeye koyuldu. Mekke mahzûn, Kâbe mahzûn, Kureyş mahzûndu.
  Ordu Harekete Hazır, Fakat...
  Ertesi günün sabahı idi. Mekke üzerine yürüyüp, Kâbe'yi yerle bir etmek için Ebrehe ordusunda hazırlık tamamdı. Ordu bir tek işâret beklemekte idi. Tarih, Milâdî 571, 17 Muharrem Pazar günü...Ordu hareket edeceği sırada, Ebrehe'ye kılavuzluk görevini üzerine almış bulunan Nüfeyl bin Habib adındaki adam, büyük fil Mahmud'un kulağına eğilerek şunları fısıldadı:
  "Çök Mahmud! Sağ sâlim geldiğin yere dön. Sen, Allah'ın mukaddes saydığı beldedesin!" 26
  Bu sözleri söyledikten sonra da koşarak bir dağa sığındı. Nüfeyl'in bu sözleri üzerine, o heybetli fil birden bire çöküverdi. Kaldırmak için her tedbire başvurdular, fakat bir türlü muvaffak olamadılar. Yönünü Yemen'e doğru çevirdiklerinde koşuyor, Şam'a doğru çevirdiklerinde yine koşuyor, doğu tarafına yönelttiklerinde aynı şekilde durmadan koşuyordu. Ancak, yüzünü Mekke'ye doğru çevirdiklerinde, âdetâ bacaklarındaki kuvvet birden bire çekiliveriyor ve Mahmud çöküveriyordu. 27
  Bu heyecanlı anda, kimsenin fil-i Mahmud'un bu hareketine akıl erdiremeyip düşündüğü sırada, Cenâb-ı Hak, celâl ile tecelli etti ve Kur'ân'da "Ebabîl" diye adlandırılan kuşları deniz tarafından Ebrehe ordusunun üzerine salıverdi. Kırlangıçlara benzeyen bu kuşların herbiri, biri ağzında, ikisi de ayaklarında olmak üzere nohut veya mercimek tanesi büyüklüğünde üçer taş taşıyordu. Bu taşların isabet ettiği her asker, anında yerde debelenip, ölüveriyordu. 28
  Taş yağmuru ile karşı karşıya kalan askerler şaşırıp kaldılar. Bir anda karargâh, yıkılan, yere serilen insan ve hayvanlarla doldu. Kendilerine taş isabet etmeyenler ise, kaçışmaya başladılar. Ebrehe de o anda canlarını zor kurtaranlar arasında idi. Fakat, aldığı bir taş yarası ile sonradan o da arzusuna muvaffak olamadan ölüp gitti. 29
  Bu arada, Kâbe üzerine yürümemenin bir mükâfatı olarak Mahmud adındaki fil de sağ kurtuldu.
  Cenâb-ı Hak, Ebrehe ordusuna Ebabîl kuşlarını musallat ettikten sonra, Ayrıca arkasından sel halinde yağmur yağdırdı. Yağmur seli, Ebrehe ordusunun ölülerini de silip süpürerek denize döktü. 30
  Yüce Rabbimiz, Kur'ân-ı Kerîminde bu hâdiseyi bize şöyle haber verir:
  "Rabbinin fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Üzerlerine bölük bölük kuşlar gönderdi.Onlara ateşte pişirilmiş taşlar attılar. Rabbin onları yenilmiş ekin çöplerine çevirdi." 31
  Bu hâdise, Resûl-i Ekrem Efendimizin peygamberliğinin bir delili idi. 32 Zira dünyaya gözlerini açmaya pek az bir zaman kala meydana gelmiş ve doğum yeri, sevgili vatanı ve kıblesi olan Mekke ve Kâbe-i Muazzama harika ve gaybî bir surette Ebrehe ordusunun tahribinden kurtulmuştur.
  Evet, Cenâb-ı Hakkın rahmet ve hikmeti, elbette Habibinin yüzü suyu hürmetine bu muazzam mâbedi Ebrehe ordusuna çiğnetmeye müsaade etmezdi ve etmedi de.

18. Sîre, 1/45; Tabakât, 1/91; Taberî, 2/109
19. Sîre, 1/47; Tabakât, 1/91; Taberî, 2/110
20. Tabakât, 1/91
21. Sîre, 1/50, Tabakât 1/91; Taberi, 2/111
22. Sîre, 1/50
23. A.g.e.
24. Sîre, 1/51; Tabakât, 1/92
25. Sîre, 1/53; Tabakât, 1/92
26. Sîre, 1/54
27. Sîre, 1/54; Taberî, 2/113
28. Sîre, 1/54-55; Tabakât, 1/92
29. Sîre, 1/56
30. Tabakât, 1/92
31. Fil Sûresi
32. Resûl-ü Ekrem Efendimize risâlet vazifesi verilmeden önce peygamberliği ile alâkalı olarak meydana gelen hâdiselere "irhasât" denir. Bu hâdiseler, Efendimizin peygamberliğine delil teşkil ederler. Âlimler, Fil Vak'asını da irhasâttan kabul etmişlerdir.


    fil vakası Konusu 1109 kere okundu.
Bu sayfayının linki aşşağıdadır :
 
 
 

Feridun Düzağaç - ela

Ferdi Tayfur - Huzurum kalmadı

Haluk levent - hani benim olacak

demet akalın - çekilmiyor

Tan - Aşkım Aşkım

Bu Adam Benim Babam

Serdar ortaç - iki kalp

Zara - hasretinle yandı gönlüm

Düş sokağı sakinleri - ayrılık

Soner arıca - sevilmeden sevmek

Müslüm gürses - usta

Ferdi Tayfur - seni dilendim

Kutsi - hediyem olsun

Soner arıca - kapıyı çalan benim

Özcan deniz - sevdanın rengi

Emre altuğ - Yalan

Yıldız tilbe - nazlı yarim

Gökhan Özen - bir tanesin

Rafet el roman - yalancı şahidim

Sagopa Kajmer - Kolaysa anlat

 Bakılması Gerekenler    Msn Messenger  Son Eklenen Yazılar
  Barış Manço - anlıyorsun değilmi
Özcan deniz - vazgeç gönlüm
Grup hepsi - aşk sakızı
Dj akman - gidemem
Berdan mardini - diyarbakır elle
Soner arıca - ayrılık
Ferdi Tayfur - Bu şehir beni bo
Ferdi Tayfur - derbeder
Soner ayberk - hak etmedim seni
Haluk levent - ela gözlüm
Tanrıverdi - aşkınla yandım
Gökhan kırdar - göz bebeğim
Özcan deniz - dokunma bana
Cengiz imren - vur beni
Recebim - Şehitler ölmez
Dursun ali erzincanlı - gönlümün
Abdurrahman Önül - hazırmısın
Soner arıca - akşam olmadan gel
Demet akalın - gölge etme
Gökhan Özen - ağlamak sırayla
 

Beşiktaş avatarları
Çeşitli msn ifadeleri
Korkunç msn avatarları
Hepsi 1 avatar
damar msn nickleri
Kalp msn avatarları
Sevgi nickleri
Windows Live Messenger 8.5 indir
Hayvan avatarları
Msn resim çalma
Bebek avatarları
aşk nick aşk nickleri
Romantik msn nickleri
Çoklu oturum açma 8.1
Çizgi msn avatarları
Msn 8.5 çoklu oturum açma
Msn spaces nasıl açarım
windowslive veya live mail alma
Anlamlı msn nickleri
Msn'ne dinliyorum özelliği

  Yıl başı nickleri 2008
windowslive veya live mail alma
Trabzonspor avatarları
Beşiktaş avatarları
Msn spaces iptal etme
Msn spaces nasıl açarım
Hotmail adresi almak
Msn Nickleri nasıl yüklerim
Çeşitli msn ifadeleri
Karışık güzel ifadeler
ehh işte idare eder
Harika msn ifadeleri
Karışık ifadeler
By ifadeleri
Türkiye avatarları
Hepsi 1 avatar
Bebek avatarları
Yalnızlık resimleri
Rock metal avatarlar
Kalp msn avatarları
 
 
Ana Sayfa   /   Oyun   /   Video   / Eğlence   /   Program   /   Fıkralar   /   Şiirler   /   Şarkı Sözleri/   Hakkında

12345678910111213 1234567891010123456789101112131415161718192021222324252627282930313233  1012112123 1231234567

Copyright © 2007 Tüm Hakları Saklıdır